Bölüm 3 – SweetCherry Ön Okuma

SWEETCHERRY

Ön Okuma
Okuma Modu

Bölüm 3
Gizemli Koruyucu: Drake

“Cally, kızı rahat bırak.”

Duyduğum bu sesle irkildim. Bu kesinlikle Kylie’nin sesi değildi. Kalın ve derin sesin geldiği yöne doğru döndüm. Biraz ileride bir adam duruyordu. İnsana benziyordu ama insan olmadığına emindim; çünkü havada, zeminden birkaç karış yukarıda duruyordu. Onun tek bir kelimesiyle yaratıklar bir anda geri çekilip uzaklaşmaya başladı. Şaşkınca neler olduğunu anlamaya çalışırken Kylie hızla bana doğru koşup sarıldı.

“Nancy…”

Kylie kollarını bana sıkıca sardı. İkimiz de yaşıyorduk ya da ikimiz de aynı anda ölmüştük, emin değildim. Bir süre sonra Kylie geri çekildi. İlerideki adam yavaşça yere indi ve sakin adımlarla bize doğru yaklaştı. Bir süre bizi küçümseyen gözlerle süzdükten sonra konuştu:

“Siz iki deli…”

Kaşlarımı çatmış o adamı izlerken bir anda bağırdım:

“Orada dur, uçan adam!”

Kylie şaşkın gözlerle bana baktı. Adam da dediğim şeye şaşırmış olacak ki bir anda durakladı. Gerçi ben de ağzımdan çıkan şeye şaşırmıştım. Bir süre kaşlarını çatıp bana baktıktan sonra konuştu:

“İnsan bir teşekkür eder. Ayrıca adım uçan adam değil.”

Kylie tam ağzını açıp konuşacaktı ki ben ondan önce davrandım:

“Ne diye teşekkür edecekmişim?”

Adam kollarını göğsünde kavuşturdu. “Ben olmasam o yaratıklara yem olacaktınız.”

Kylie bana yavaşça yaklaşıp fısıldadı: “Adam doğru söylüyor Nancy. Teşekkür edelim.” Sonra gülümseyerek adama döndü. “Arkadaşım size teşekkür ediyor.”

“Hayır, etmiyorum!”

“Ediyor, ediyor…”

Adam bir süre ikimizin arasındaki bu çekişmeyi inceledi. Sonra ciddileşerek konuştu:

“Peki. Burada ne arıyorsunuz?”

Kylie bana göz devirdikten sonra hemen atıldım:

“Önce sen söyle. Kimsin? Nesin? Neden buradasın?”

Adam kaşlarını kaldırdı, sonra kabullenmiş gibi derin bir nefes verdi. “Ben Drake. Söylemesi zor ama yarı insan, yarı yaratığım. Ve bu oteldeki en güçlü kişiyim. Yaratıklar bana saygı duyar ve beni dinlerler. Burada olmamın sebebi ise sizin gibi insanlara yardım etmek.”

Kylie hemen öne atıldı: “Ben Kylie, bu da Nancy. Tanıştığımıza memnun olduk! O zaman bize de yardım edersin, değil mi?”

Gözlerimi büyüterek Kylie’ye döndüm. “İyi misin Kylie? O bir yaratık. Ondan yardım istememeliyiz!”

“Sizi duyabiliyorum,” dedi Drake araya girerek.

Kylie, Nancy’yi umursamadan Drake’e döndü. “Bizim kafeteryaya gidip yiyecek almamız lazım ama biz gidemeyiz. Sen gidip getirsen olur mu?”

Kaşlarım çatık bir şekilde Kylie’ye bakarken Drake konuştu: “Peki. Bunu yapabilirim. Çocuk oyuncağı.”

Kylie’yi durdurmak istiyordum ama bir yandan da yardım almak şu an için en mantıklısıydı. Durumumuzu düşünürsek kafeteryaya inmemiz imkansızdı. Bu yüzden bunu kabul etmek zorundaydım.

“Peki,” dedim Drake’e dönerek. “Ama öncelikle bize zarar vermeyeceğine dair söz vermelisin.”

“Size zarar verecek olsam sizi o yaratıkların elinden kurtarmazdım.”

Bir süre düşündüm. Drake’in dediği şey mantıklıydı. Şu anlık ona güvenmek dışında bir seçeneğimiz yoktu. Sırtımdaki boş çantayı ve Kylie’nin çantasını ona uzattım.

“Peki. Al.”

Drake elimdeki çantaları aldı. “Siz güvenli bir yere geçin, birazdan gelirim.”

Kafamı salladıktan sonra Kylie’nin kolundan tutup az ilerideki depoya yöneldim. Depoya girip kapıyı kapattıktan sonra bir anda Kylie’ye döndüm:

“Sen kafayı mı yedin?”

Kylie benim bu ani çıkışımı görünce irkildi. “Hey, sakin ol. Ne yaptım ki?”

Sertçe iç çektikten sonra konuştum: “O bir yaratık ve biz ona öylece güvendik!”

“Ama çok iyi biri gibi duruyor.”

“Ya değilse? O zaman ne olacak? Zaten az derdimiz var gibi bir de bununla mı uğraşacağız?”

Kylie bir süre beni inceledi. “O geldiğinde konuşuruz.”

Kylie’nin bu cümlesi üzerine bir şey demedim. Olan olmuştu, geri dönmenin yolu yoktu. Depodaki kutuların üzerine oturup beklemeye başladım. Acaba Drake’e güvenmekle hata mı etmiştik? Bu düşünceleri bir kenara bırakarak rahatlamaya çalıştım.

Bir süre sonra deponun kapısı açıldı. Kylie ile aynı anda kapıya doğru baktık. Kapıda Drake belirdi. Yüzünde hafif bir sırıtışla bize bakıyordu. Ayağa kalktım ve içeri girmesini işaret ettim. İçeri girdi ve elindeki yiyecek dolu çantaları uzattı.

“Teşekküre gerek yok.”

Kylie çantaları aldı ve içine baktı. Gözleri parlamıştı. Hafifçe mırıldandı: “Roket gibi adam ya…”

Kylie’nin bu haline göz devirdikten sonra Drake’e döndüm: “Neden bize yardım ettin?”

Drake’in yüzü ciddileşti. Depodaki kutulardan birinin üzerine oturdu. “Burada yaşanan şeyler ve olaylar… Ben tam iki yıldır buradayım. Ve iki yıldır olan her şeye tanık oldum. Buradan çıkamayacağımı anlayınca, bende olan bu güçle insanları buradan kurtarmaya karar verdim. Bu otelde sizin gibi bir sürü hayatta kalmış insan var. Onları bulup kurtarmalıyım.” Drake bir süre durdu, ardından devam etti: “Birlikte çalışabiliriz. Diğerlerini bulup buradan çıkmanıza yardım edebilirim. Şu anlık bilmeniz gerekenler bunlar.”

Drake konuşmasını bitirdiğinde bir süre düşündüm. Yani bu otel her zaman böyle tekinsiz bir yermiş ve Drake insanların kaçmasına yardım ediyormuş. Bir süre onu süzdükten sonra konuştum:

“Yani bize gerçekten yardım edeceksin?”

Drake başını salladı.

“Peki, sana güveniyorum. Fakat buradan nasıl çıkacağız?”

Drake’e notu göstermeli miydim, gösterirsem pişman olur muydum bilmiyordum. Yine de cebimden kağıdı çıkarıp ona uzattım. “Bunu koridorda bulduk.”

Drake yavaşça notu aldı ve okudu. Ardından alayla gülerek konuştu: “Bu notu her kim yazdıysa blöf yapıyor.”

Kylie kaşlarını çattı. “Nasıl yani? Bizi korkutmaya mı çalışıyorlar?”

Drake başını salladı. “Evet. Bu notu kimin bıraktığı benim için çok önemli.”

Bu sefer ben araya girdim: “Neden senin için önemli?”

Drake bir süre duraksadı. Sanki söylememesi gereken şeyler vardı. İçime bir kurt düşmüştü, şüphelenmeye başlamıştım.

“Ne saklıyorsun?” diye sordum ters bir sesle.

“Bir şey saklamıyorum. Buradan çıkmanız için bu notu kimin bıraktığı önemli, hepsi bu.”

Drake’in bu açıklamasını Kylie normal bulsa da, içimden bir ses onun bir şeyler sakladığını fısıldıyordu. Drake bir süre sonra sessizliği bozdu:

“O zaman artık beraber hareket etmeliyiz. Önceliğimiz diğer insanları bulmak. Bunun için bir plana ihtiyacımız var.”

Kylie öne atıldı: “Bence üçümüz ayrılalım ve sıra sıra odalara bakalım. Böylece işimiz uzun sürmez.”

Kylie’nin önerisini ben de Drake de onayladık. Çantalarımızı sırtlandık. Kylie’nin önceden bulduğu sopayı elime aldım ve depodan çıktık. Üçümüz ayrılmadan önce Drake konuştu:

“Yardıma ihtiyacınız olduğu zaman seslenmeniz yeterli. Hemen orada olurum.”

Drake’in bu cümlesine şaşkınlıkla tepki verdim. Bu adamda nasıl bir güç vardı, aklım almıyordu. Bunu zamanla görecektik. Drake bakışlarımdaki şaşkınlığı fark etmiş olacak ki sordu:

“Ne var? Neden şaşırdın?”

Bir süre düşündükten sonra hafifçe mırıldandım: “Bu nasıl bir güç böyle…”

“Efendim? Duyamadım.”

“Bir şey yok.”

Drake beni şüpheci bakışlarla süzdükten sonra omuz silkti. “Peki. O zaman ayrılabiliriz. Şu an zaten beşinci kattayız. Ben ilk üç kata bakacağım. Nancy, sen altıncı kata bak. Kylie, sen de dördüncü kata. Diğer katlara da sonra bakarız.”

Drake planlamayı yaptıktan sonra ayrıldık. Hızlı ama temkinli adımlarla merdivenlere doğru ilerledim. Yanımızda Drake olduğu için içim az da olsa rahatlamıştı; yaratıklar onun sözünü dinliyordu. Nasıl böyle güçlü olduğunu anlamasam da çok da sorgulamadım. Her şeyi sorgulamamak gerekirdi.

Merdivenlerden ses çıkarmamaya dikkat ederek çıktım ve altıncı kata ulaştım. Rahat bir nefes verdim. Asıl iş şimdi başlıyordu; çünkü her katta elli oda vardı ve bu odalarda birileri var mı diye tek tek bakmalıydım.

251 numaralı odanın önüne geldim ve kapıyı hafifçe açarak içeri girdim. “Kimse var mı?” diye fısıldadım. Ses gelmedi. Odaya iyice baktım fakat burada ne birileri ne de birilerine dair bir iz vardı. Odadan çıktım ve diğer odaları gezmeye başladım. Bir süre sonra girdiğim onuncu odada da kimseyi bulamamıştım.

“Acaba Kylie veya Drake birilerini bulabilmiş midir?” diye düşünürken 262 numaralı odayaya adım attım. Her zamanki gibi odada biri var mı diye seslendim. Yine ses gelmedi. Tam çıkacakken etrafta birilerinin yaşadığına dair izler fark ettim. Yavaşça odayı dolaştım. O sırada odanın içindeki dolaptan hafif bir hareketlilik, bir tıkırtı sesi geldi.

Elimdeki sopayı sıkıca kavradım ve yavaşça dolaba yaklaştım. Kalbim yine ağzımda atıyordu. Dolabın kapağını açmak için elimi kaldırdım. Bir an tereddüt ettim ama en sonunda cesaretimi toplayıp dolabın kapağını araladım.

Dolabın içinde, dizlerini kendine doğru çekmiş ve başını öne eğmiş bir kız oturuyordu…

İçindekiler

Yolculuğun diğer durakları

Okundu 1. Bölüm Okundu 2. Bölüm
YENİ Şu An Okunuyor 3. Bölüm
4. Bölüm
5. Bölüm
6. Bölüm
7. Bölüm
8. Bölüm
9. Bölüm
10. Bölüm
11. Bölüm
12. Bölüm

Sweet Cherry raflarında yerini almak üzere.